The post Tomorrow’s Leader appeared first on Simla Altunbay.
]]>
Korn Ferry tarafından son yıllarda liderlerle yapılan görüşmelerde, öne çıkan ve diğerlerinden ayrışan liderlerin neredeyse değişmeyen 6 özelliği 2025 için de şöyle görünüyor: Yarının lideri tüm paydaşlarına ve topluma bir değer yaratabilmek ve çalışanlarının enerjisini yüksek tutabilmek için anlam ve amacına inanır, inanmanın ötesinde “yaşar”.
Bütün bilgiye sahip olmasa da değişim ve hatta yıkımı “dönüşüm fırsatı” olarak görür, adapte olmak için hazırlık yapar.
İnsanları değişime doğru kendiyle birlikte yürümeye ikna etmek için kalpten ve dürüstçe konuşur, ilham verir.
Büyük ve zor kararları verme cesareti vardır, ekibini de bu doğrultuda delegasyonla destekler.
Ekibine güvenir, geleceği onlarla birlikte yaratır. Bağ kurma yaklaşımını kendi sınırlarının ötesine taşır; rakiplerle, farklı sektörlerle ve startup’larla farklı düşünme konusunda işbirliği yapar.
Hakiki olmak, samimi olmak, gönülden empati ve alçakgönüllülük göstermek yarının lideri için önemli değerlerdir.
The post Tomorrow’s Leader appeared first on Simla Altunbay.
]]>The post Leader-Coach appeared first on Simla Altunbay.
]]>“Koçvari liderlik” ya da başka bir deyişle “lider-koçluk” dilimizden düşmüyor. Çünkü liderin çalışanına gerektiğinde koçluk yapabilmesi ve koçluk duruşunu liderlik pratiğinde “geliştirici bir yaklaşım” olarak her zaman elinde tutması bugünkü iş dünyasında olmazsa olmazlar arasında…Liderlerin koçluk yapabilmesi için de “koçluk alma” sürecini deneyimlemiş olmaları oldukça önemli…
Koçvari liderin özelliklerinde hangi anahtar kavramlar öne çıkıyor?
Koçluk almanın liderler için önemi nedir?
Durumsal liderliğin de en önemli bileşenlerinden biri koçluk… Elbette lider çalışanının yetkinlik ve bağlılık seviyesine göre esnek şekilde farklı yaklaşımları uygulayabilmeli. Bunun yanında koçluk yaklaşımının da kişide bugünden yarına oturmadığını bilmek ve mümkün olan her ortamda koçluk zihniyetini uygulamaya çalışmak liderlerin koçvari dönüşümünü destekleyecektir.
Her birimizin birer lider olma potansiyeli olduğunu da ne olur unutmayalım. Sadece kurumlarda değil hayatın her alanında bireysel liderliğimizle bir şeyleri değiştirme gücümüz var. “Koçvari liderler her yerde” dediğimiz günlere…
Kaynak: Rob Hallott, “What is the Essence of the Leader-Coach?”, Coaching Perspectives, The Association for Coaching Global Magazine
The post Leader-Coach appeared first on Simla Altunbay.
]]>The post Visualization appeared first on Simla Altunbay.
]]>Amaçlarıma daha rahat ulaşmak içi kullanabileceğim yöntemlerden birinin “görselleştirme” olduğunu hatırlatıyorum kendime bir süredir… Sporcuların sıkça kullandığı “sports visualization” aracı, oyunu sahaya çıkmadan önce kazanmanın en büyülü yollarından biri… Hem büyülü hem bilimsel, çünkü bir sahneyi detaylı düşündüğümüzde beynimizin “bu gerçek” diyor olması onun doğal özelliklerinden biri…Efsanevi sporcu Michael Phelps’in koçu Bob Bowman görselleştirmeyi antrenmanların bir parçası olarak kullandığından bahsediyor. Ben de son aylarda merak saldığım “dart” sporunda acemiliği aşma yolunda debeleniyorum ve yeni stratejim “görselleştirme”yi fiziksel çabanın yanına eklemeyi kendime bir borç biliyorum. Bunu hem başarılı sporcuları izleyerek hem de kendimi “iyi atış yaparken hayal ederek” deneyeceğim.
Görselleştirmede temel olarak hangi bileşenler var?
Görselleştirmenin amaca ulaşma dışında kullanılabileceği alanlardan biri de baskı ve stresi yönetmek, kaygıyı azaltmak…Burada da “rahatlatıcı bir sahne ile görselleştirme” kullanılabilir, yani kendimizi gerçekten rahat hissettiğimiz bir ortam ve anı düşünüp, bunu yine 5 duyumuzla deneyimlersek bedenimizdeki stres tepkilerinin azaldığını görebiliriz. Bunu, performans zamanı geldiğinde o büyük andan hemen önce yapmamızın da performansa kaygının bulaşmasını engelleyici bir katkısı olacaktır.
Görselleştirmede tekrar çok çok önemli…Birkaç hafta boyunca tekrar etmenin beynimizdeki nöral networkü oluşturmadaki etkisi birkaç kez yapıp bırakma ile karşılaştırılamaz bile…
Görselleştirmeyi nasıl yaparsak daha etkili olur?
“Spesifik hayalcilik” diyesim geldi bu yaklaşıma…Yani muğlak bir dilekten ziyade, bize şu anda biraz uzak görünen hedeflerimizi başı sonu olan bir film sahnesinde realize etmek gibi…Hayal kurmayı unutuyoruz ya bazen, bu yaklaşım daha büyük hayallerimizi de yakına getirir belki, ne dersiniz?
The post Visualization appeared first on Simla Altunbay.
]]>The post How Will Artificial Intelligence (AI) Change the Way We Work? appeared first on Simla Altunbay.
]]>“How Will AI Change the Way We Work?”
Yapay Zeka (AI) alanındaki gelişmelerin hayatımızı ve çalışma şeklimizi kökten değiştireceği konusunda şüphemiz yok. Bu noktada çalışanların ihtiyacı, şirketlerin bu gelişmeleri etik sorumlulukla ve sadece organizasyona değil genele fayda sağlayacak şekilde ele almaları…
Boston Consulting Group (BCG) araştırmasına göre, AI konusunda değer yaratan firmaların izlediği bir kural var: “Eforunun %10’unu AI tasarım algoritmalarına, %20’sini altyapı teknolojilerine, %70’ini de insanları desteklemeye ve iş süreçlerini adapte etmeye harca.”
%70’lik kısımla ilgili akla gelen soruları şöyle bir döksek…
Çalışanların AI konularına adaptasyonu nasıl sağlanacak?
Sizin aklınıza gelen sorular neler?
The post How Will Artificial Intelligence (AI) Change the Way We Work? appeared first on Simla Altunbay.
]]>The post 2024-2028 HR Leaders Priorities appeared first on Simla Altunbay.
]]>Gartner’ın “Top 5 Priorities for HR Leaders in 2024” raporuna göre, 40 ülkeden 500’ün üzerinde İK Lideri, önümüzdeki yılın 5 önceliğini aşağıdaki gibi sıralıyor:
Bu önceliklerin altında da:
gibi faktörler yatıyor. Araştırmaya göre çalışanların %50’si organizasyonlarına güvenmiyor, yine %50’si mevcut performansını sürdüremeyeceğini düşünüyor.
Kendi koçluk ve mentorluk deneyimlerim doğrultusunda, raporda da 1 numarada yer alan Lider ve Yönetici Gelişimine bir giriş yapmak istiyorum, konu tek gönderiye sığmayacak kadar uzun…
İş için gereken teknik yetkinlikleri geliştirmek elbette bir lider için olmazsa olmaz. Peki günümüzün yükü giderek artan ve karmaşıklaşan iş ortamında bu yeterli mi? Lider aşağıdaki konularda nasıl bir profil sergiliyor?
Lider, hedefle mevcut durum arasındaki boşluğu her an yeniden değerlendirebilmeli, buna ulaşmayı engelleyecek davranışları kendisi ve ekibi için objektif şekilde görebilmeli, organizasyonu için ortak anlamı yaratıp canlı tutabilmeli, “Neye ulaşmamız gerekiyor?”un yanında “Nasıl ulaşacağız?”ın da altyapısını kurabilmeli, her şeyin ötesinde kendi içine bakıp kendisiyle yüzleşebilmeli ve yola devam edebilmeli…
Sadece teknik odaklı bakış açısı ya da sadece eğitim yeterli sonucu veremiyor. Koçluk ve mentorluk alan liderler, liderlerine koçluk ve mentorluk desteği veren organizasyonlar yeni dönemde bir adım öne geçecek.
The post 2024-2028 HR Leaders Priorities appeared first on Simla Altunbay.
]]>The post Intentional Learning appeared first on Simla Altunbay.
]]>Öğrenmek bir beceri ve bunu geliştirmek uzun dönemli kariyer başarısında önemli bir faktör…Öğrenme zihniyetini kavramış olanlar, yani “amaçlı öğrenenler”, diğerlerinden daha hızlı gelişiyor ve karşılarına çıkan öğrenme fırsatlarını da daha verimli şekilde değerlendiriyorlar, çünkü öğrenmeyi ayrı bir aktivite olarak değil günlük hayatlarının bir parçası olarak görüyorlar.
Burada 2 önemli düşünme şekli ve 5 temel davranış pratiği öne çıkıyor:
Amaçlı bir öğrenici olmaya destek olan 5 temel davranış ne?
Amaçlı öğrenme kendimize yaptığımız önemli bir yatırım… Biz öğrenip geliştikçe ailemize, arkadaşlarımıza, ekiplerimize ve işimize, topluma ve dünyaya katkımız da artıyor. Ne dersiniz, bu yatırıma değmez mi?
The post Intentional Learning appeared first on Simla Altunbay.
]]>The post Growth Mindset and Fixed Mindset appeared first on Simla Altunbay.
]]>Başarılı insanların kendi alanlarında bir yeteneğe sahip olduğu doğrudur. Ama şu genelde unutulur: Büyük başarılara ulaşan insanlar bunu sadece yeteneklerine dayanarak yapmazlar. Bir alanda “en iyi” olmak yetenekle birlikte çok çalışmayı da gerektirir. Bunu “çok iyi” ve “iyi”ye doğru genişletip başarıyı pek çoğumuzu kapsama alacak şekilde tanımladığımızda şunu görürüz: Varacağımız nokta “yetenek ve yetkinliklerimiz” ile “çaba ve çalışmamızın” birleşiminden ne çıkacaksa orasıdır.
Growth Mindset (Gelişim Zihniyeti): Yetkinliklerin ve anlayışın gelişeceğine olan inançtır. Buna sahip olan kişiler, zaman ve emek harcarlarsa daha akıllı, zeki, yetenekli hale gelebileceklerine inanırlar.
Fixed Mindset (Sabit Zihniyet): Yetkinliklerin ve anlayışın sabitliğine, zeka ve yeteneğin “ne verildiyse o olarak kalacağına” duyulan inançtır.
İki düşünce şekli arasındaki en büyük fark, zeka ve yeteneğin sabit ya da değişken olduğunun düşünülmesi ile ilgilidir. Bu düşünce farkı davranışlara da yansır. Sabit Zihniyet sahibi bir kişi, değişmeyeceğini düşündüğü bu alanlara yatırım yapmazken, Gelişim Zihniyeti sahibi biri zeki görünmeye çok da takılmayıp öğrenmeye odaklandığında nihai olarak zekasını, zekasını kullanma şeklini ve yeteneklerini geliştirebilir. Tabi ki sadece Gelişim Zihniyeti ile harika şeyler olmasını beklemek bir yanılsamadır, çabaların her zaman başarıya dönmesini beklemek biraz romantik kaçacaktır.
Bu iki zihniyete örnek vermek gerekirse:
Peki Gelişim Zihniyeti’ne nasıl geçilir?
Gelişim Zihniyeti hemen ve hızla hayata geçirilebilecek bir yaklaşım değil, düşe kalka ilerlenecek bir rota olarak ele alınırsa daha keyifli, bol öğrenmeli, yeni aksiyon ve anlayışlarla beslenmeli bir hal olacaktır diye düşünüyorum. Emeğe değer, ne dersiniz?
The post Growth Mindset and Fixed Mindset appeared first on Simla Altunbay.
]]>The post “Leadership and Life Rules” from Sports Coaches appeared first on Simla Altunbay.
]]>“The Playbook” belgeselinden bazı liderlik notları…
Doc (Glenn) Rivers, siyahi bir ailenin yaşayabileceği zorlukların pek çoğunu yaşamıştı, ama anne ve babasından duyduğu bir cümle hiç aklından çıkmadı: Don’t be a victim – Asla kurban olma! Dünyanın tamamı karşında olsa bile, bulunduğun ortamda istenmesen bile, kendi gücüne sarılıp yürümen gereken yolu yürüyeceksin.
Jill Ellis, bir konuda platform yaratmanın en iyi yolunun “kazanmak” olduğunu söylüyor. Kadın futbolcuların erkeklerle eşit ücret alması mücadelesinde, kazanmaya odaklanarak takımının sesinin dünya tarafından duyulmasını sağladı.
Patrick Mouratoglu, tenisçi olmak istemesine rağmen olamayacağını bildiği için farklı bir yöne gitti, tenis koçu oldu. Doc Rivers, küçükken abisine yenileceğini bile bile sürekli onunla maç yaparak kendi basketbolunu geliştirdi, hep denedi, elinden geleni yaptı. Dawn Staley, kızların mahallede basketbol oynamadığı ve erkeklerce oyuna sokulmadığı günlerde sabırla direndi, gerektiğinde onlara kendi topunu verdi, ısrarla kendini oyuna soktu, zamanla onların saygısını kazandı ve üniversiteler liginde çok özel bir oyuncu olarak, daha sonra da NCAA’de koç olarak şampiyonluğu tattı ve tarihe geçti.
Seyirci bir takım ve lideri için en önemli paydaşlardan biri… Jose Maurinho, “Seyircini iyi anla.” diyor. Maurinho, insanların takıma aşık olmasını sağlamadaki en önemli faktörün kulübe derin duygular hisseden yerli oyunculara sahip olmaktan geçtiğini kavramıştı. İnsanların ‘o bizden biri’ diyeceği…Ve takımını böyle kurdu. Dawn Staley, “kendi sahanda avantaj elde etmenin” değerini biliyordu. Zaman içinde toplumla bağ kuracak aktivitelerde bulunarak, onlarla iletişim kurarak, Güney Carolina üniversite takımı taraftar sayısını oldukça arttırdı, aslında bu topluluğun esas ilgi alanı futbol olmasına rağmen… Çünkü “Kızlar kalabalığa oynamak istiyor.” idi. “Birine özel hissettirdiğinde, başarılı olmana yardım eder.” Seyirci onun bu çabası ve ilgisi ile “özel hissetti” ve kızlar takımını şampiyonluk için tüm gücüyle destekledi.
Jose Maurinho, “Oyuncuya değil takıma koçluk yap.” felsefesini benimsedi. “Yetenekli oyuncular takım olmadan yeteneklerini açığa çıkaramazlar. Her şey takımda bitiyor.” “Futbolun bir de insan tarafını gördüm: Takım olma, kardeşlik, aile…Bana göre kalıcı olan şeyler bunlardır.” Takımı bencil değildi. İki kaptan vardı ve ikisi de kaptanlığı birbirine vermek isterdi.
Doc Rivers, Ubuntu’yu bir yaşam felsefesi olarak görüyordu. Ubuntu’nun anlamı neydi? “İnsan tek başına tutarsızdır. İnsan olmayı diğer insanlardan öğrenmek zorundayım. Bireyler diğer bireyler sayesinde bir bireydir. Hepiniz olması gereken kişi olmadıkça ben olmam gereken kişi olamam. Senin iyi olman beni asla tehdit etmez. Çünkü sen daha iyi oldukça ben de daha iyi olurum.” Ubuntu sayesinde takımı tek vücut oldu, başarıdan başarıya koştu.
Doc Rivers, “Baskı bir ayrıcalıktır” diyor. Baskı sayesinde daha iyi olmaya doğru itilirsin. Konfor alanından çıkmak da bir baskıdır ve rahatından vazgeçmezsen gelişemezsin. Dawn Staley’nin 1.sınıftaki yeni oyuncusunun hissettiği baskı ve endişe üzerine ona söylediği sözler ders niteliğinde…”Sayı yapmayı fazla düşünme. Senden isteneni yap. Bunu yaparsan rolün büyüyecek. Çünkü sana güvenebileceğim.”
Takımın duygularını görmek ve yönetmek, lider olarak kendi kararlarını verirken duygularından en az seviyede etkilenmek de yine liderlikte çok önemli noktalardan biri… Patrick Mouratoglu, yetenekli oyuncusu Marcos Baghdatis ile ipleri koparmasına sebep olan duygusallığından büyük bir ders almış. “Duygularının senin adına karar vermelerine izin verme!” İlişkilerin her şey olduğunu düşünüyor Mouratoglu…“Koçluk, karşıdakinin hislerini anlamak ve o kişiye doğru olanı yaptırmaktır.” Oyuncusunun psikolojisini anlayan ve ona yalnız olmadığını hissettiren bir koç, oyuncusu için başarıya giden kapıları açar. Irena Pavlovic’in başarısız olmamak için oyunu bıraktığını fark edince, başarısızlığı onunla paylaşıp yanında olduğunu söyleyen, onu suçlamayan Mouratoglu, Irena’nın bir daha hiçbir maçı gerçekten savaşmadan bırakmadığını, yani satmadığını belirtiyor. Jill Ellis de liderlere şunu öneriyor: “Başarıyı paylaş, başarısızlığı üstlen.”
Başka neler duydum bu zengin belgeselde?
The post “Leadership and Life Rules” from Sports Coaches appeared first on Simla Altunbay.
]]>The post Ideal Team Player appeared first on Simla Altunbay.
]]>“Ekiplerin 5 Temel Aksaklığı” kitabının yazarı Patrick Lencioni’nin “İdeal Ekip Oyuncusu” kitabı akıcı anlatımıyla, iş hayatının içinden anlamlı hikayesiyle ve basit ama sağlam modeliyle oldukça etkileyici…
Doğru kişilerle çalışmak, takım çalışmasını da günlük akışın normal bir olgusu haline getirmek bütün yöneticilerin görevi ve genellikle de hayali…Lencioni, üç erdeme sahip olan ya da bu yönde geliştirilebilecek kişileri ideal ekip oyuncusu olarak tanımlıyor.
Alçakgönüllülükten yoksun insanların birkaç tipi vardır. En belirgin olanlar “kibirli”lerdir, övünür ve ilgi beklerler. Başka bir tip daha sessiz olan ve tespiti daha zor olduğundan ekip için kibirlilere göre daha tehlikeli olabilecek “diğerlerinin tökezlemesine odaklanan” kişilerdir.
Bir diğer tip de kendi katkılarını değersiz gösterenlerdir ki bu da bir alçakgönüllülük ihlalidir, çünkü C.S.Lewis’in yerinde tanımlamasıyla “Alçakgönüllülük kendini olduğundan az düşünmek değil, kendi hakkında daha az düşünmektir.” Bir de sahte alçakgönüllüler vardır ki bunlar sahte bir güven ve kırılganlık anlayışı oluşturarak ekiplerin motivasyonuna zarar verir.
Bunların her birinin bir ekip oyuncusunda bulunması, yani üçlü bir kombinasyon oluşturması ideal durumdur.
Model gerçekten yalın ve etkili görünmüyor mu sizce de? Böyle basit ve gerçekçi bir modeli kendi ortamımıza uyarladığımızda neler görebiliriz?
The post Ideal Team Player appeared first on Simla Altunbay.
]]>The post The Power of Silence appeared first on Simla Altunbay.
]]>İletişimimizi etkileyen en önemli faktör “konuşmak” gibi görünse de, karşımızdaki kişi ya da grupla aynı zaman dilimini paylaştığımızda sözcüklerin yanında “sessizlik” de toplam zamanı yaratan önemli bir dolgu malzemesi…Ve bu dolgu malzemesi de söylenmiş söylenmemiş ne varsa içinde barındıran zihinsel ve duygusal bir harman…
Paul Goodman’ın “Speaking and Language” kitabından Marcia Reynolds’ın yorumladığı 9 sessizlik tipi oldukça ilgimi çekti, üzerinde bir süre düşünmek istiyorum, hangilerini yapıyorum, hangilerini gözlemliyorum?
İletişim sırasında anlık olarak kendimizi ve ortamı yoklayıp ara ara kendimize şu soruyu sormamız da faydalı olur: “Şu anda konuşmak mı daha büyük katkı sağlar, sessizlik mi?”
Sessizliği bilinçli olarak da kullansak, bilinçsizce “olmasına” izin de versek, her türlü iletişimimize etkisi olan bu zaman diliminin yeterince farkında olmadığımızı düşünüyorum. Sessizlik önemli bir güç…Üzerinde düşünmeye, gözlemlemeye, fark etmeye devam…
The post The Power of Silence appeared first on Simla Altunbay.
]]>